“On air” yeniden :-)

Perşembe, 4 Şubat 2010, 23:38 | Category : Diğer
Tags :

Uzun zaman sonra yeniden merhaba :-)

Blog için migration sözkonusuydu ve bu arada tüm yazılarım kayboldu :-(

Neyse ki sevgili Emre her zamanki gibi imdadıma yetişti de kurtardım ve yeniden yayındayım.

Çok yakında yeni yazılarımla görüşmek üzere, artık yeni yazı ümidini kesip de Rss Reader’larından siteyi çıkaran herkese duyurulur ! :-)

İlk yazım iş arayanlar için gelecek. Memlekette bunca işsizlik varken, geçtiğimiz yaz aylarında, şirkete personel ararken yaptığım iş görüşmelerinde çektiğim sıkıntıları aktaracağım sizlere. İş arayanlara en azından yol göstermesini ümit ediyorum…

Sevgilerle,

@rzu

ELVIS’I ANLAMAK !

Pazartesi, 13 Temmuz 2009, 17:50 | Category : müzik
Tags : , , , ,


Elvis neden kraldı? Sadece rock’n roll’u o yarattığı için mi?
Elbette hayır.

Bugüne kadar plakları tüm dünyada en fazla satan sanatçı ünvanına sahip, Rock’n Roll’un kralı Elvis Presley, üç Grammy, üç platin plak, 35 altın plak ödülünün sahibi olmuş ve 33 filmde oynamıştır. Albümleri 1 milyarın üzerinde satmış olan müzisyen, kendine has stili, sahne performansları ve etkileyici sesiyle milyonları peşinden koşturmuş, müzik tarihinde çığır açmış ve kendinden sonraki müzikal oluşumlar için ekol haline gelmiştir.

Geçtiğimiz yüzyılın en büyük müzik ve kültür ikonunun, en az tanındığı ülkelerden birinin Türkiye olduğunu üzülerek düşünüyorum.

Çünkü ülkemizde Elvis denilince, peruk takıp pullu kıyafet giyerek şarkı söylemek akla geliyor sadece. Hatta dünyanın en iyi şarkıcılarından birini taklit etmeye çalışırken, ses yeteneği olmamasına bile aldırmayanlar var. Peruk-kıyafet-gözlük yeterli sanıyorlar. Oysa ki çok yazık ve acı. Onun neden “Kral” olduğunu, yaşadıklarını ve yapmaya çalıştıklarını bilmeden, onu anlamanın mümkün olabileceğini düşünmüyorum. Dünya müzik kültürünün en büyük ikonlarından olan ve rock için her şeyi başlatan, Rock müziğin atası, kendini bilmezler tarafından bunca palyaço ve animasyon show haline mi getirilmeyi hak ediyor?

Elvis, Tupelo’lu yani Güneyli fakir bir çocuktu ve hep öyle kaldı. Onun zenginliği gönlüydü zaten. Para her zaman araçtı ve öyle kaldı. Şöhret de öyle. Ve onun insanlığı, asla şöhretin önüne geçmedi. Bu son yazdığım cümle, belki de günümüz sanatçılarının üzerinde en çok düşünmeleri gereken cümledir !

Elvis, siyahların kiliselerine gidiyor ve onların radyolarını dinliyordu. O zamanlarda elbette ki bunlar pek kabul görür şeyler değildi. Siyahların, beyazların gospel şarkılarına ritm katarak oluşturdukları R&B müziği, neredeyse şeytani idi beyazların dünyasında. Elvis, R&B’yi aldı, yeniden yorumladı,içine biraz da country,gospel ve blues katarak Rock’n roll’u yarattı. Bu ilk başlarda heyecan yaratsa da, sonrasında siyahi müzik olarak görüldüğünden, yine şeytani sayıldı. Irk ayrımının engellenmesi konusunda da Elvis’in attığı önemli bir adımdı aslında. Elvis, sahnede hareketsiz durmak yerine, müziğin ritmine göre dansetmeye ve hareket etmeye başladı. İşin içine bu da girince, artık show’ları neredeyse tüm Amerika’da yasaklandı ve plakları radyo istasyonlarınca kırılmaya başlandı. Çeşitli kentlerde, aileler birleşti ve rockn roll’u lanetledi, kiliseler ve din adamları, bu yoldan çıkaran müzik türünü ve söyleyenleri neredeyse aforoz edecek hale geldiler.Frank Sinatra’nın, rockn roll için, embesil tekrarlardan oluşan ve gerizekalılar veya suçlular için yaratılan bir müzik türü diye demeç vermesinin ardından, ünlü müzik programı sunucusu Ed Sullivan da, Elvis’e 3 metrelik çubukla bile yaklaşmayacağını açıkladı. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, Frank Sinatra’nın Elvis ile TV’ye çıkıp medley yaptığını ve ona özel show hazırladığını ve Ed Sullivan’ın da onu show’una çağırdığını belirtmeden geçemeyiz :-)

Elvis’in tüm müzik tarihçesini burada yazmayacağım. Ancak o ilk “Rock Star” idi, bunun nasıl bir şey olduğunu ilk o gösterdi, ilk o yaşadı, iyi ve kötü taraflarıyla… Rock, rockabilly, blues, country, gospel, R&B, opera, latin vb. gibi bir çok müzik türünü icra etti, birleştirdi, yeniden yarattı ve yorumladı. Bir Megastar olarak, her şeyin acısını o çekti, yolları herkese o açtı, müziği herkese o kabullendirdi, buzları ilk o kırdı. Bu anlamda zaten rock’n roll’a sadece bir müzik diyemeyiz, o bir başkaldırıydı, bir isyandı, bir yaşam biçimiydi. Elvis olmasaydı ve bunları yaşamasaydı, şu günkü müzik olur muydu, modern rock olur muydu bilinmez. Tüm sanatçılar ona çok şey borçlu ve ona hak ettiği saygıyı göstermelidir. Türkiye hariç, neredeyse tüm ülkelerde insanlar bunun farkında ve hak ettiği saygıyı gösteriyor. Bizde özellikle yeni yetme sanatçılar, Elvis deyince burun kıvırıyorlar. Ya da bazıları seyrederken ağlamaklı olduğum taklit show’larıyla beni tümden bitiriyor. O bunu mu hak ediyor, onun anısı böyle mi yaşatılacak? Elvis elbette ki söylensin ama “sesini taklit etmeye çalışmadan”, onun kıyafetlerinin çakmalarıyla ortalıkta dolanmadan. Kıyafetin benzer olmasına, andırmasına sözüm yok ama o pelerinler falan, inanın artık dracula gibi dolananlardan usandım. Hele ki, Elvis’in artık hayatından bezip kilo aldığı son dönemlerindeki halini taklit etmeye çalışmalarından. Elbette Elvis’in ses aralığı nedeniyle ilk ve gelişim dönemlerini taklit etmeleri zor, her sesini hırıldatan Elvis söylüyorum diye geziniyor ortalıkta…Dünyanın en önemli yetenek, en iyi ses ve yorumcularından biri böyle ayağa mı düştü? Yaşasaydı, eminim o son dönemleriyle anılmak istemezdi.  Bence Elvis’i anmak ve yaşatmak; onun şarkılarını icra etmek, yeniden düzenlemek, söyleyenin kendi sesiyle yeniden yorumlaması, müziğin o dönemlerdeki saf ruhunu kaybetmemesi için çalışmak ve doğum-ölüm gibi özel günlerinde onu anmak suretiyle, Rock’n roll’un kralına hakettiği saygıyı iade etmek ve unutmamaktan ibarettir. John Lennon’ın da dediği gibi: “There was nothing before Elvis- Elvis’ten önce hiçbirşey yoktu…”

Elvis her zaman hayatı ve bu yeteneğin kendisine neden verildiğini sorguladı, bunun bir nedeni olduğunu ve onun bir misyonu olduğunu düşündü. Her star gibi aslında yalnızdı. Graceland’de tüm arkadaşları ve onların aileleriyle birlikte, kocaman bir aile olarak yaşadı. Büyük bir eğlence parkı gibiydi Graceland. Elvis’in en çok sevdiği şey, herkese hediyeler almaktı ve bunu yaparken de, onların hayal edip de alamadığı büyük şeyleri alırdı genelde. Yaşamak, paylaşmak demekti onun için. Geldiği yeri hiç unutmadı ve bu nedenle 50′den fazla derneğe sürekli yardım etti, yolda tanıştığı kamyonculara tam 40 tane kamyon satın aldı verdi, araba galerisi önünde arabalara hayranlıkla bakan yaşlı kadına son model bir araba aldı verdi. Onun için vermek demek, varolmak demekti, sahip olduklarının bedelini ve karşılığını evrene iade etmek demekti. Spiritüel konulara da meraklıydı, sayısız kitap okudu, her dinin sembolünü evinde, bahçesinde ve üzerinde taşıdı. Çok iyi bir aile babasıydı, oldukça da muhafazakardı. Aslında en büyük hayali bir sinema yıldızı olmaktı. Ancak menejeri Colonel Tom Parker onu her zaman, iyi hasılat yapan eğlenceli müzikal filmlerde oynattı. West Side Story’nin yapımcılarından Elvis’e gelen başrol teklifini de kabul ettirmedi. Elvis’i ilk keşfeden Sun Records sahibi Sam Phillips idi. Sonradan menejerliğini alıp Elvis’i Elvis yapan ve aynı zamanda onu bence bitiren de Tom Parker idi. Fakat aynı zamanda, Tom Parker’i da Tom Parker yapan Elvis idi.  Elvis hep Avrupa turuna çıkmak istedi ancak menejerinin yurtdışı çıkış yasağı nedeniyle bu tur hiç gerçekleşmedi. Elvis son zamanlarında Las Vegas’ta günde birden fazla konser verir hale gelmişti. Doktorunun verdiği reçeteli sayısız ilacı vardı, sakinleştirici, uyarıcı, uyutucu, diyet hapları vb. gibi. Annesinin erken ölümü, karısının onu terk etmesini asla kabullenememesi ile, hem hayata küstü hem de kilo almaya başladı. Aldığı ilaç sayısını da artırdı ve hayata küsüşünden bir süre sonra da hayata gerçek anlamda veda etti. Ancak ruhunun ölmesi çok öncelere dayanıyordu.

Elvis gerçek bir idoldü, tüm dünya kadınlarının en büyük aşkıydı, tüm dünya müzisyenlerinin atası idi. Hem müziği, hem açtığı yollar, hem de karakteriyle çok kişiye örnek teşkil etti. Çok büyük acılar çekti, kendini çok sorguladı, arayışa geçti, bilgelerle buluştu, seanslar yaptı ama aradığı mutluluğu bulamadı. Tek mutlu olduğu şeyi yani eşini ve kızını da, Priscilla ondan boşanınca kaybetmişti. Bu ayrılışı hiçbir zaman kabullenemedi, ölümüne dek sürekli tekrar bir araya gelmenin yollarını aradı.

TR Wikipedia: http://tr.wikipedia.org/wiki/Elvis_presley
Eng Wikipedia(daha geniş bilgi): http://en.wikipedia.org/wiki/Elvis_Presley
Diskografi: http://en.wikipedia.org/wiki/Elvis_Presley_discography

Rock’n roll müziğinin yaratıcısı ve kralıyla ilgili söylenmiş binlerce sözün bir kısmını orijinal haliyle aşağıya sizler için kopyalıyor ve yorumu da sizlere bırakıyorum :

John Lennon: “There was nothing before Elvis”

Buddy Holly: ” Without Elvis, none of us could have made it.”

Elton John :”Ask anyone. If it hadn’t been for Elvis, I don’t know where popular music would be. He was the one that started it all off, and he was definitely the start of it for me.”

Leonard Bernstein : ” Elvis is the greatest cultural force in the twentieth century. He introduced the beat to everything, music, language, clothes, it’s a whole new social revolution – the 60’s comes from it. ”

Rod Stewart: “Elvis was the king. No doubt about it. People like myself, Mick Jagger and all the others only followed in his footsteps.”

Bob Dylan : ” When I first heard Elvis’ voice, I just knew that I wasn’t going to work for anybody, and nobody was going to be my boss. He is the deity supreme of rock and roll religion as it exists in today’s form. Hearing him for the first time was like busting out of jail. I thank God for Elvis Presley.”

B.B. King : “I remember Elvis as a young man hanging around the Sun studios. Even then, I knew this kid had a tremendous talent. He was a dynamic young boy. His phraseology, his way of looking at a song, was as unique as Sinatra’s. I was a tremendous fan, and had Elvis lived, there would have been no end to his inventiveness.”

Jim Morrison : “Elvis is the best ever, the most original. He started the ball rolling for us all.”

Eric Clapton: “The cutting edge of it was Elvis singing ‘Hound Dog.’ There was something about that music that got me excited. Elvis was dangerous in a way that even Buddy Holly wasn’t.”

Mick Jagger : “No-one, but no-one, is his equal, or ever will be. He was, and is supreme. He was a unique artist … an original in an area of imitators.”

Chuck Berry: “Describe Elvis Presley? He was the greatest who ever was, is or ever will be.”

Paul McCartney: “When we were kids growing up in Liverpool, all we ever wanted to be was Elvis Presley.”

Little Richard: “Elvis was God-given. There’s no explanation. A messiah comes around every few thousand years, and Elvis was it this time.”

John Lennon: “Nothing really affected me until I heard Elvis. If there hadn’t been an Elvis, there wouldn’t have been a Beatles.”

Frank Sinatra: “I’m just a singer. Elvis was the embodiment of the whole American culture.”

Bruce Springsteen: “Elvis is my religion. But for him, I’d be selling encyclopedias. It was like he came along and whispered some dream in everybody’s ear, and somehow we all dreamed it”

Bono of U2: “Elvis Presley is like the ‘Big Bang’ of Rock ‘n’ Roll. It all came from there and what you had in Elvis Presley is a very interesting moment because, really, to be pretentious about it for a minute, you had two cultures colliding there. You had a kind of white, European culture and an African culture coming together – the rhythm, okay, of black music and the melody chord progressions of white music – just all came together in that kind of spastic dance of his. That was the moment. That’s really it. Out of all that came the Beatles and the Stones, but you can’t underestimate what happened. It does get back to Elvis.”

David Bowie : “Elvis was a major hero of mine. I was probably stupid enough to believe that having the same birthday as him actually meant something.”

James Brown: “I wasn’t just a fan, I was his brother. He said I was good and I said he was good; we never argued about that. Elvis was a hard worker, dedicated, and God loved him. Last time I saw him was at Graceland. We sang Old Blind Barnabus together, a gospel song. I love him and hope to see him in heaven. There’ll never be another like that soul brother.”

Eddie Murphy : “That’s my idol, Elvis Presley. If you went to my house, you’d see pictures all over of Elvis. He’s just the greatest entertainer that ever lived. And I think it’s because he had such presence. When Elvis walked into a room, Elvis Presley was in the fucking room. I don’t give a fuck who was in the room with him, Bogart, Marilyn Monroe…”

Garth Brooks : “No one will ever touch Elvis.”

Keith Richards: “Before Elvis, everything was in black and white. Then came Elvis. Zoom, glorious Technicolor.”

Cliff Richard:” If there was no Elvis Presley, they’re would have been no Cliff Richard. I’m sure of that.”

Brian Setzer : “I don’t think there is a musician today that hasn’t been affected by Elvis’ music. His definitive years – 1954-57 – can only be described as rock’s cornerstone. He was the original cool.”

Bruce Springsteen: “That Elvis, man, he is all there is. There ain’t no more. Everything starts and ends with him. He wrote the book.”

Bruce Springsteen: “There have been a lotta tough guys. There have been pretenders. And there have been contenders. But there is only one king.”

Jimmy Buffett: “Elvis was the only man from Northeast Mississippi who could shake his hips and still be loved by rednecks, cops, and hippies.”

Johnny Carson: “If life was fair, Elvis would be alive and all the impersonators would be dead.”

Jimmy Carter: ” Elvis Presley’s death deprives our country of a part of itself. He was unique, irreplaceable. More than twenty years ago, he burst upon the scene with an impact that was unprecedented and will probably never be equaled. His music and his personality, fusing the styles of white country and black rhythm and blues, permanently changed the face of American popular culture. His following was immense. And he was a symbol to people the world over of the vitality, rebelliousness and good humor of this country.”

Cher: “The first concert I attended was an Elvis concert when I was eleven. Even at that age he made me realize the tremendous effect a performer could have on an audience.”

Dick Clark : “It’s rare when an artist’s talent can touch an entire generation of people. It’s even rarer when that same influence affects several generations. Elvis made an imprint on the world of pop music unequaled by any other single performer.”

Bing Crosby: “He helped to kill off the influence of me and my contemporaries, but I respect him for that. Because music always has to progress, and no-one could have opened the door to the future like he did.”

Mick Fleetwood: “I learned music listening to Elvis’ records. His measurable effect on culture and music was even greater in England than in the States.”

Al Green: “Elvis had an influence on everybody with his musical approach. He broke the ice for all of us.”

Isaac Hayes: “Elvis was a giant and influenced everyone in the business.”

Bones Howe (recording engineer): ” So what it boils down to was Elvis produced his own records. He came to the session, picked the songs, and if something in the arrangement was changed, he was the one to change it. Everything was worked out spontaneously. Nothing was really rehearsed. Many of the important decisions normally made previous to a recording session were made during the session. What it was was a look to the future. Today everybody makes records this way. Back then Elvis was the only one. He was the forerunner of everything that’s record production these days. Consciously or unconsciously, everyone imitated him. People started doing what Elvis did.”

Mick Jagger: “He was a unique artist – an original in an era of imitators.”

Greil Marcus : “If any individual of our time can be said to have changed the world, Elvis Presley is the one. In his wake more than music is different. Nothing and no one looks or sounds the same. His music was the most liberating event of our era because it taught us new possibilities of feeling and perception, new modes of action and appearance, and because it reminded us not only of his greatness, but of our own potential.”

Roy Orbison : “He was the firstest with the mostest.”

Carl Perkins : “This boy had everything. He had the looks, the moves, the manager, and the talent. And he didn’t look like Mr. Ed like a lot of the rest of us did. In the way he looked, way he talked, way he acted – he really was different.”

Bruce Springsteen: “It was like he came along and whispered some dream in everybody’s ear, and somehow we all dreamed it.”

Jackie Wilson R&B singer :”A lot of people have accused Elvis of stealing the black man’s music, when in fact, almost every black solo entertainer copied his stage mannerisms from Elvis.”

Shania Twain: ” I’d like to wake up in the morning  and hear on CNN that Elvis lives again”

Eminem: “Elvis was a brilliant artist. As a musicologist – and I consider myself one – there was always a great deal of respect for Elvis, especially during his Sun sessions. As a black people, we all knew that. (In fact), Eminem is the new Elvis because, number one, he had the respect for black music that Elvis had.”

Mojo Nixon: “Elvis is everywhere. Elvis is everything. Elvis is everybody. Elvis is still the King.”

Hayat Yoldaşı…

Salı, 7 Temmuz 2009, 1:45 | Category : Bakış açısı
Tags : , , , , ,

“Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…” demiş sevgili Can Yücel.

Ve Halil Cibran da evlilik ve ilişkiler üzerine şunları söylemiş:

“Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız,
Ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız,
Tanrı’nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız,
Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun,
Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda,
Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın,
Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi
Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin,
Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın,
Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın,
Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır,
Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın,
Çünkü ancak Hayat’ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan,
Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın,
Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır,
Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez…”

Günümüzde bir hayli yozlaşmış bu kavramlar…Diyelim ki sevdiğimiz için bir şey yapıyoruz. Ve her yaptığımız karşısında da ona bir vicdan yükü yüklüyoruz. Bir şey yapıyoruz ve karşılığında bir şey bekliyoruz, sevgiyi bir alışverişe döndürüyoruz. Biz ne kadar sevdiğimizi söylersek, o da o kadar söylesin istiyoruz. Biz her fedakarlık yaptıkça, bunu hababam hatırlatarak, karşımızdakini kıskaca sokuyoruz ve onun da bir şeyler yapmasını bekliyoruz. Hatta ilişkileri bırakın, duayı bile, “iyi insan olmak” için değil de, “cennete girmek” için yapıyoruz ! Bu bile başlıbaşına bir ikiyüzlülük ve çıkar ilişkisidir, burada herhangi bir samimiyetten söz etmek sözkonusu olamaz.

Ödül beklentisiyle veya karşılık bekleyerek bir şey yapmak, aslında o eylemi “biz” kendimiz olduğumuz için yapmadığımızı gösterir. Oysa ki bir eylem, o kişinin, sadece “o” olduğu için yapıldığında doğaldır. Herkesin kendini ifade tarzı vardır ve birbirinden çok farklıdır.

Karşımızdaki herkesi kendimize dönüştürmeye çalışıyoruz, biz bile kendimize zor katlanırken. Oysa ki biz onu “O” olduğu için sevmedik mi? Kadınlar erkekleri feminenleştiriyor, erkekler de kadınları paralize ediyor. Sonra da “adam gibi adam” arayışına gidiyoruz, kendi eserimizi beğenemediğimiz için. Karşımızdakini, kendisi olması için serbest bırakamıyoruz, her şey kontrolümüzde olsun istiyoruz, karakterini paramparça ediyoruz. Herkes illa ki dünyayı bizim algıladığımız gibi algılamak zorunda mı ki?

Erkekler ve kadınlar sürekli birbirlerini anlayamadıklarından dem vurduklarında bir noktayı kaçırıyorlar. Evrende her şey ying-yang gibidir, kadın ve erkek de öyle. Her ikisinin içinde de diğerinin tohumları bulunur ama aynı değillerdir. Eşit de değillerdir, sadece “denk”tirler. Çünkü her ikisi de başka fonksiyonlarla yaratılmıştır ve evrende görevleri başka başkadır. Herkes her şeyi kendisiyle karşılaştırarak anlamlandırmaya çalışır, oysa ki ne zamandan beri, herhangi bir insan, evrende bir şeyin mesneti olabilecek meziyetlere sahip?

Sevdiğimizi tutsak etmek, kendisi olmaktan uzaklaştırmak, değiştirmek… Aslında yapılması gereken şey değişmek veya değiştirmek değil, aynı yolda beraberce “dönüşmek”. Birlikte yaşamak ve aynı şey olmamak, sadece birbirini tamamlamak ve birbirini yükseltmek…

Örneğin karşımdaki insan, eğer bir şeyi “ben istemiyorum” diye yapmıyorsa, o zaman bu hareketin benim için bir anlamı kalmaz. Asıl olan, o hareketi, “doğru olmadığı için” ve “o kendisi de öyle istediği için” yapmamasıdır, o zaman gerçek bir eylemden söz etmek mümkün olabilir. Birisi karşısındakinden korktuğu için değil, karşısındakine ve kendisine saygı duyduğu için kötü adlandırılabilecek bir şey yapmadığında doğaldır ve bir anlamı vardır. Bu nedenle de karşımızdakini sürekli kontrol altında tutmaya çalışmak, her şeye karışmak, müdahale etmek, ancak ona ve kendimize güvenmediğimizden kaynaklanan zayıf ve egosal hareketlerdir .Ve karşımızdakinin içinde halihazırda bu potansiyelin bulunduğunun ve sadece bizim kontrolümüzle sapmadığının göstergesi olacağından da, aslında yaşanılan ilişki gerçek bile değildir, sanal bir kandırmacadan ibarettir, hepsi bu…

Bu gibi nedenlerle, evlilik veya ciddi ilişkiler artık korkulan bir şey halini aldı. Aslında Azerice evlendiğin kişiye “hayat yoldaşı” deniyor ve ben bu sözü çok anlamlı buluyorum. Çünkü evlilik, aynı yolda el ele yürümektir biraz da, el ele ama birbirine yapışık olarak değil. Herkesin kendi bireysel gelişimi, kendi dünyası, kendi arzuları olduğunu hesaba katarak, karşındakine yaşam alanı bırakarak, hayat sevincini elinden almayarak…

Sevgiyle kalın, sözde değil ama…